| KeHaber Turkish Media Watch |
|
KeHaber the first Turkish Media Watch (since 2002)
__________________________
Ileti: KeHaber................
|
25.6.09
Turkey reports record fall in Israeli visits after Davos spat
AfricAsia 25.06.2009 [ The number of Israeli tourists visiting Turkey has plunged by a record 60.5 percent in the first five months of the year, following Ankara's fierce criticism of Israel's war on the Gaza Strip, official data showed Wednesday. Turkey attracted only 64,200 tourists from the Jewish state from January to May, compared to 162,600 in the same period last year, the tourism ministry said. A total of 558,200 Israelis had travelled to Turkey in the whole of 2008, making it their favourite destination for holidays. The drastic decline was blamed largely on Ankara's almost daily outbursts against Israel during the Jewish state's deadly offensive on Gaza in late December and January. The tensions climaxed in a public row between Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan and Israeli President Shimon Peres at a high-profile international gathering in Davos, Switzerland. "The incident at Davos played a determining role in the Israelis' shunning of Turkey," Timur Bayindir, head of Turkey's Touristic Hotels and Investors Association, told AFP. On January 29, Erdogan stormed out from a heated debate on the Gaza war at the World Economic Forum in Davos, after accusing Israel of "barbarian" acts and telling Peres that "you know well how to kill people." [...) More > AfricAsia.com
24.6.09
Will Iran Look More Like Turkey, or Turkey Like Iran? KeHaber 24.06.2009 | The effort to forge new forms of non-Western modernity in the Muslim world has pushed Iran into bloody civil strife while Turkey swirls with persistent rumors of military plots against the Islamist-rooted government. The great historical question is whether, at the end of the day, Iran will look more like Turkey, or Turkey like Iran? says Nathan Gardels Editor, (NPQ, Global Services of Los Angeles Times Syndicate/Tribune Media) in The Huffington Post:"As the legendary MI6 agent Alastair Crooke argues in his new book, Resistance: The Essence of the Islamist Revolution, the Iranian revolution was a direct consequence a half century later of the forced secularization of the Ottoman Caliphate by Kemal Ataturk. With the superstructure of the Muslim ummah dismantled and replaced with the Turkish nation-state, insurgent religious movements, from the (Sunni) Muslim Brotherhood in Egypt to the Shiite imams of Qum and Najaf, moved into the vacuum to reclaim Islam from the shadow of Western modernization.Paradoxically, Ataturk's whole modernization project is today being recalibrated by the ruling Islamist-rooted (Justice and Development) AK party, which is seeking to reintroduce piety into public life while projecting Turkey as a neo-Ottoman regional power in the Muslim Middle East instead of a mere NATO appendage or European supplicant. At the same time, Iran, the other regional power, is moving in the opposite direction: the Twittering partisans of popular sovereignty are locked in a battle with their theocratic guardians over the legitimacy of power in the Islamic Republic. What goes around comes around, it seems. The reaction to the Great Transformation of early 20th century modernization may have given rise to what Crooke calls the "Great Refusal" of the Islamist resistance. But now the legacy of the Great Transformation in Turkey as well as the Great Refusal in Iran are facing the reverse challenges of bringing faith back into the public realm on the one hand, and democratizing a religious state on the other.[...]" More > The Huffington Post: 13.6.09
Sivasspor'un İsrailli golcü futbolcusu Pini Balili Tel Aviv'de evlendi ![]() KeHaber 13 Haziran 2009 | Tel Aviv'de Kriat Sdeh Teufa Avenue'de düzenlenen törenle evliliğe ikinci kez "evet" diyen Pini Felix Balili Sivas'ın yörel gazetesi Yeni Ülke'nin verdiği habere göre: "Çok mutluyum. İkinci mutluluğu da yaşadım. Birincisi Sivasspor'un şampiyon olması idi, takımımız şampiyon olamadı ama Şampiyonlar Liginde mücadele etme hakkını kazandı. Tanrı kimseye böyle bir mutluluk nasip etmez. Kendimi çok şanslı hissediyorum" dedi. Nikah ve dinî düğün törenine Türkiye'nin İsrail Büyükelçisi Namık Tan, Sivas Valisi Veysel Dalmaz, Sivasspor Başkanı Mecnun Otyakmaz, Sivasspor Asbaşkanı Erdal Sarılar, Genel Koordinatör Faruk Taşseten ile bazı yöneticiler katıldı. Balili'nin düğün töreninde "Şampiyon Sivasspor" tezahüratları ile "Sivas΄ın yollarına" türküsü çaldı. Ben Guryon havalimanı yanında yaklaşık olarak 1000 kişinin katıldığı ve sabahın erken saatlerine kadar süren düğün töreninin ilk bölümünde özel hazırlanmış olan platforma Balili ve eşi Hila ayrı ayrı olarak geldi. Karşılama töreni ve duaların ardından Balili'ye hahamlar tarafından yemin ettirilerek, evlilik ve nikah akdi sözleşmesi verildi. Ardından yüzükler takıldı. Balili daha sonra mutluluklarının daim olması ve kötülüklerden arınmasının sembolü olan ve Musevi dininin kurallarına göre evliliğin bereketi diye adlandırılan dışı kapalı cam bardağını ayağıyla kırdı, bardağın kırılmasının ardından nikah töreni sona erdi ve düğün törenine geçildi. İsrail Tev Aviv'de düzenlenen nikah törenine İkinci Başkan Mustafa Süs, yönetim kurulu üyeleri Mehmet Ali Topal, Mehmet Zengin, Uğur Akkuş, Hayrettin Yıldırım ile Sivasspor Antrenörleri Esat Karaberberoğlu, Sefer Yılmaz ve sporcu Faruk Bayar da katıldı.
7.6.09
“Mübarek Filistin topraklarına göz koyan Yahudi imajı" kavramı ve Antisemitizm
Yeni Şafak: "Osmanlı'da göze batmayan Yahudiler, yıkılış sürecinde ise en azından 'fırsatçı' görünmekten kurtulamamışlardı" KeHaber 7 Haziran 2009 | Yeni Şafak gazetesinde, Taceddin Ural "Mayın yasasıyla gördük ki, İsrail'in 'i' si bile bu topraklar üzerinde pek çok patolojiye yol açabiliyor" vurgulamasını yaparak şunları ekliyor: "Filistinliler'e reva görülen zulüm bazen, İsrail'i de aşıp “Yahudilere yan bakma” krizine dönüşebiliyor. Türkiye'deki Musevîler de bunun farkında ve bu algıyı değiştirebilecek arayışlar içindeler." Taceddin Ural'a göre "Osmanlı'da, göze batmayan Yahudiler, yıkılış sürecinde ise en azından “fırsatçı” görünmekten kurtulamamışlardı. Halkı fazlasıyla rahatsız eden algı, “Mübarek Filistin topraklarına göz koyan Yahudi” imajı / gerçeği idi." Yazarın "Haydi imamlar sinagoga!" başlığını anlamak için "Sinagogtaki imam" paragraf başlığına gelmek gerekiyor:"[...] İşte, bütün bu serencamın etkisiyle midir bilinmez, Türkiye'deki Yahudi cemaati şimdilerde ilginç bir çalışmanın içinde. AB fonları desteğiyle yürütülen proje ile Yahudilerin Türk halkı tarafından algılanmasındaki olumsuzlukların ortadan kaldırılması amaçlanıyor. Proje, Beyoğlu Musevi Hahamhane Vakfı tarafından gerçekleştiriliyor. Şalom gazetesi ile CHP'li Beşiktaş Belediyesi'nin de desteklediği “Türk Yahudi Toplumu Hakkında Algıyı İyileştirme” projesinin detayları arasında, “Yahudilerin nasıl algılandığını gösteren bir araştırma yapılması üniversiteler ile seminer ve paneller düzenlenmesi, Galata yöresinde Yahudi kültürü turları yapılması, sergi ve kültür faaliyetleri gerçekleştirilmesi” gibi çalışmalar yer alıyor. Proje İlahiyat Fakülteleri öğrencileri ile akademisyenlerin sinagoglara davet edilerek bilgilendirilmelerini de kapsıyor.[...]" "Haydi imamlar sinagoga!" başlığının ve bu paragrafın ardından sadece dinci bir mantık sınırları ortaya çıkıyor. Proje İmamları değil İlahiyat Fakülteleri öğrencilerinin sinagoglara, eğıtımlerini tamamlayıcı olabileceği düşünülerek, davet edilmesini ön görüyor. Bu başlığı atmak "hoşgörü" kılıfıyla dinler arasında kuruplaşmayı hicivleyerek körükleyen bir kökten dinci yaklaşımdan başka bir şey değil. "Osmanlı'da göze batmayan Yahudiler" teriminin ardında da yatan bu. 3.6.09
Türkiye Musevi Cemaati Başkanı Silvyo Ovadya: Azınlıklara yönelik tutumda “1950’yle 2009 arasında bir arpa boyu bile gitmemişiz"
Yahudi sermayesi gelse vatan elden mi gidecek? KeHaber 3 Haziran 2009 | Sabah gazetesinin Pazar ekinde Şirin Sever’e verdiği röportajında TürkYahudileri Cemaati başkanı Silvyo Ovadya; “Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi meselesinde muhalefetin İsrail firmasına karşı çıkması ve azınlıklar konusunda özeleştiri yapmak hiç ilgisi olmayan iki konu”, dedi. “Azınlıkların sorunu,Türk sayılmamak” diye vurgulayan S. Ovadya şunları da ekledi:“Bugün Müslüman olmayan birinin bakan olmasını düşünebiliyor musunuz? Tabii ki olamaz! Fransa'da göçmen Cezayir kökenli bir kadın Adalet Bakanı, Kültür Bakanı olabilir ama bunun Türkiye'de olması bugün için henüz mümkün değıl.[...] Bizim tüm sorunumuz, kimlik sorunudur; hâlâ Türk kabul edilmeme sorunumuz var.[...] Ne pozitif ne negatif, hiçbir ayrımcılık istemiyoruz! Biz, eşit haklara sahibiz, her türlü haktan eşit olarak faydalanmak, eşit olarak görevlerimizi yapmak istiyoruz. Dinimizden dolayı da hiçbir zaman hakaret işitmek istemiyoruz.[...] Bugün Türkiye'de yaşayan Müslüöanla olmayanların sayısı 100 bini bile bulmaz. Eğer 70/75 milyonluk Türkiye'de 100 bğn gayrimüslimden bu kadar korku duyuluyorsa Türkiye için çok tehlikeli.[...] Türkiye'deki azınlıkların tehlike olmadığını veyahut dışarıdan gelecek sermayenin Türkiye'yi yutup yok etmeyeceğine inanmak Türkiye'nin menfaatine olacaktır.[...] Azınlıklara karşı tutum çok az değişti. Üzülerek söyliyeyim 50'li yılları anlatan Rıfat Bali'nin kitaplarını okurken içimden şunları söylüyordum. 1950’yle 2009 arasında bir arpa boyu bile gitmemişiz bazı konularda..[...] Günümüzde sermayenin dini yok artık! Mesela Galataport hayata geçirilse vatan elden mi gidecekti? [...]"
2.6.09
Tarihçi Kemal H. Karpat: "1949'da Türkiye İsrail'i Tanıdığında Müslüman Dünyası Şok Oldu" KeHaber 2 Haziran 2009 | Geçmişte azınlıklara neler yaptık? Ermeni katliamını konuşmak niye tabu oldu? Rumları neden gönderdik? Devlet, azınlıklar içinde en çok Yahudilere mi anlayış gösterdi? Azınlıklara bu yapılanlar nasıl bir siyasi anlayışın sonucuydu? Neden tarihle yüzleşmekten bu kadar çok korkuyoruz? Bütün bunları, son kitabı Timaş’tan Osmanlı’dan Günümüze Kimlik ve İdeoloji adıyla yayınlanan önde gelen tarihçimiz Kemal H. Karpat’la konuştuk diyerek Neşe Düzel'in "Pazartesi Konuşmaları"nın konuğunu Taraf gazetesinde sundu. Alıntılar:"[...] 19. yüzyılda milliyetçilik hareketleri ortaya çıkarken, tek toprak istemeyen Yahudiler oldu. Mesela ekalliyetlerin orduya katılması sözkonusu olduğunda ilk katılan Yahudilerdi. Askerî mekteplere girdiler, subay oldular. Osmanlı devleti 200-300 sene Yahudi kültürünün bayraktarlığını yaptı.[...] Atatürk’e de Yahudi dönmesi diyorlar. Hocası Şemsi Efendi Yahudi dönmesiymiş. Eeee ne olacak? Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bugün azınlıklar canlanıyor. Sabetaycılar da tarihlerini araştırıyorlar. Bazı Sabetaycı kitaplar, Yahudilerin Türkiye’de daima baskı altında yaşadıkları intibaını veriyorlar.[...] 1949’da Türkiye İsrail’i tanıdığında Müslüman dünyası şok oldu. Oysa 6. ve 8. yüzyıllarda Hazarlar denilen büyük Türk topluluğunun Museviliği kabul ettiği ve Ukrayna’nın da bir kısmını alarak Rusya’nın güneyinde bir imparatorluk kurmuş olduklarını bilseler daha çok şaşırırlardı. Türkçe konuşan Hazarlar, Avrasya tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Türklerin Museviliğe yönelik ilgisinin geçmişte başka örnekleri de var. Mesela Türkler neden Museviliğe yakınlık gösterdi ve gösteriyor? Bu yakınlığın nedeni nedir? Tek tanrılı dinlerin ortaya çıkmasından beş bin yıl kadar önce, Orta Asya’da yaşayan Türk kabileleri tanrı veya tengri diye eşi benzeri olmayan yüce bir yaratıcı kavramı geliştirmişlerdi. Türkler, karşılaştıkları Yahudilerin benimsedikleri İbrahimi tanrı anlayışıyla kendilerinin geliştirdiği tanrı kavramının benzer olduğunu gördüler. ‘Aynı tanrıya ve kitaba inanıyoruz. Demek ki inancımız gereği kardeşiz’ diye düşündüler. Bu tarihsel olgu Osmanlı İmparatorluğu’nda ve Cumhuriyet döneminde de doğrulandı... Türkler İslamiyet’e tek tanrı anlayışı nedeniyle çok rahat girdi. Eğer senin kültüründe tek tanrı anlayışı varsa, o zaman şekillenmiş dinlerle karşılaştığında bunları çok daha rahat alabiliyorsun. [...] " Röportajın tamamaını okumak için tıklayın Taraf'ta yayımlanan "Pazartesi Konuşmaları"nın tarihçi Kemal H. Karpat yapılan sayısını haber yapan AktifhHber.com haber portalında Antisemit yorumlar yağdı. Örnekler: "[...] Bilincsiz muslumanlar F.S. Mehmet ne kadar Turk-Musluman ise G.M.K.ATATURK de o kadar Turk-Musluman dir. Her ikisde ALLAH tarafindan secilmislerdir.Seytani niye yaratti ise Yahudileride en bilincli millet olarak yaratmistir.Istese idi SEYTANI YARATMAZDI. DEMEKKI SEYTANA IZIN VEREN DE YAHUDI Yİ KALKINDIRANDA YINE YUCE ALLAH'dir. Kıyamete kadar muslumanlar bilincsizce hep kole olarak Bilinclilerce yonetileceklerdri. Ara sıra ara gazı seklinde liderleri de olacak Muslumanlarin tabii ki.... 02 Haziran 2009 Salı 21:22 Sabetay(Yahudi Dönmeleri) olduğu sürece..Kaya yahudilere yakın olunur çünkü çok sevdiğiniz başbakanınıza bile musevi cesaret nişanı verdiler bu da gitti aldı böbürlene böbürlene hadi nen senin neren müslüman Kuran'da yazılanlar apaçık ortda senin ne yaptığın da ortada dön bakalım dön burda sabetay dönmelerle kol kola gir senin yolunda olmayacak bu halk eninde sonunda RTE de hakettiğini bulacak..Eğrisiyle doğrusyla hakettiği şeyler yüzüne söylenecek ve hakettiği yere oturtulacak şimdi çevresindeki yalakalara güvensin gün onun günü..Son gülen ii güler.. 02 Haziran 2009 Salı 20:46 İsrail Hava yollarıyunus gibi Bu yazıyı kaleme alan arkadaş gördüğüm kadarıyla Yahudi hayranı ( nedense ?) Bir bilet alsın dooru İsraile.... 02 Haziran 2009 Salı 15:35 kalin bagirsak kiri bir habermersinli yigit nekadar sacma sapan bir haber, sokaktaki cocuk bile inanmaz buna yahu, adamlar mekteplere gitmiste, adamlar subay olmusta, acaba bugünün islam ve türk kültürü düsmani askeriyemizi(bastakinleri) kim bu duruma getirdi, bu rektörler, savcilar, kimdir ? nedir? soyu nedir ? bu islam düsmanliklari aceb nedendir ? kusura bakmasin bu haberi yazan yazara ben tükürürüm böyle bir sacmaliga. 02 Haziran 2009 Salı 14:02 psikolojik haberşems resmen yahudi parlatması yapılmış yine , yahudiler pazarlamayı iyi yapıyo gerçekten ,bizim halkında vicdanlı oldugunu biliyolar ona göre damardan veriyolar yahudi sinsiliği normaldir.tabii burada tüm yahudileri suçlamak olmaz siyonist yahudiler dünyayı karıştıyo ama maalesef yahudilerin çoguda siyonist, neyse biz yemedik bu haberi klasik yahudileri sevdirme ve masum gösterme haberlerinden biri.. [...] "(İmla hataları okurların metinlerindedir) 1.6.09
"Yahudi komşu İstemem!" diyenlerin oranı bir yılda %55'ten %64'e tırmandı "Kaygılanmalıyız; çünkü 4 kişiden 3’ünün içki içen komşu istemediği, nüfusun 3’te 1’inin kız evladın mirastan erkek evladın yarısı kadar pay almasını savunduğu, her iki kişiden birinin, bir kadının plajda mayoyla dolaşmasını günah saydığı bir toplum, pek tekin sayılmaz. Panik yapmamalıyız; çünkü bu, yeni bir şey değil. Prof. Esmer, 20 yıl önce 'dede benzer bir araştırma yapmış [KeHaber Notu: Yazar yanılıyor sözüünü ettiği araştırma 2007'de yapıldı geçen yıl Şubat 2008'de açıklandı] ve yaklaşık aynı sonuçlara ulaşmıştı. O zaman da toplumun yüzde 75’i “erkeklerin kadınlara göre daha iyi siyasetçi olacağına inanıyor”du. Yüzde 73’ü daha iyi şirket yöneteceklerini söylüyordu. Yani toplum değişmiyor, sadece yargıları pekişiyor. Tek değişen şey, toplumdaki güvensizlik katsayısı... “Tanrı’ya inanmayan komşu istemem” diyenlerin oranı yüzde 63’ten yüzde 75’e çıkmış. “Yahudi komşu istemem” diyenler yüzde 55’ten yüzde 64’e tırmanmış.[...]" Prof. Dr. Yılmaz Esmer yönetiminde yer aldığı "Dünya ve Avrupa Değerler Araştırması"nın (DDA) Şubat 2008'deTürkiye ile ilgili 2007 bulgularını açıkladığında "Komşu olarak istenmeyenler"in başlıcaları (% olarak) şöyle sıralanıyordu: Eşcinseller (88), AIDS'liler (78), Nikahsız çiftler (65), Ateistler (63), Yahudiler (55) Aşırı solcular (52), Aşırı sağcılar (48), Hıristiyanlar (44)... 31.5.09
“Radikalizm ve Aşırıcılık Araştırması”nda Yahudi Komşu İstemeyen Türkler %64 oranında
İnternetHaber: Türkiye'de "Yahudiler Kara Listede ilk Üçte" KeHaber 31 Mayis 2009 | Bahçeşehir Üniversitesi ve İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın katkılarıyla 34 ilde yapılan “Radikalizm ve Aşırıcılık Araştırması”nda çarpıcı sonuçlar elde edildi. Soru yöneltilenlerin %64’ü Yahudi komşu istemediklerini söyledi. Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Yılmaz Esmer’in öncülüğünde, 34 ilde 1715 denekle yapılan araştırma, dışlamaya karşı daha çok yol alınması gerektiğini gösterirken, kadınlara bakışta da şaşırtıcı sonuçlar ortaya koydu. Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer’in öncülüğünde 12 Nisan-3 Mayıs arasında 34 ilde 1715 kişiyle yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmanın sonuçları, üniversitenin Beşiktaş yerleşkesinde düzenlenen “Siyasi ve Dini Aşırıcılık” adlı uluslararası konferansta açıklandı. Araştırma sırasında sık sık polis ve jandarma sorunuyla karşılaştıklarını belirten Prof. Dr. Esmer, özelikle “Buraya giremezsin, niye bu soruları soruyorsun?” denildiğini söyledi. “Aşırılık” kavramının tanımını deneklere bıraktıklarını anlatan Esmer, duygusal bakışın etkili olduğuna inandıklarını belirtti. Dışlamayı ölçmek amacıyla sorulan soruda sorgulananların “İstemem” dedikleri komşuları şöyle sıraladı:“Tanrı’ya inanmayan” (%75), “İçki içen” (%72), “Nikâhsız yaşayan” (%67), “Hiçbir dine inanmayan” (%66), “Yahudi” (%64), “Hıristiyan” (%52), “Aşırı sağcı/solcu” (%48), “Amerikalı bir aile” (%43), “Kızları şort giyen aile” (%36), “Başka bir ırk veya renkten” (%26). Kadın-erkek eşitliğini ölçmek amacıyla sorulan sorularda da şu ilginç sonuçlar ortaya çıktı: - Bir kadının deniz kenarında, plajda mayoyla dolaşması günahtır” yargısını deneklerin, %18’i “Kesin doğru”, %40’ı “Doğru”, %38’i “Yanlış”, %14’ü “Kesin yanlış” bulduğunu belirtti. - “Kadınların bir işte çalışmak için kocalarından izin almaları doğru olur” yargısına deneklerin %20’si “Kesin doğru”, %64’ü “Doğru”, %12’si “Yanlış”, %4’ü “Kesin yanlış” dedi. - “Müslüman kadın evi dışında başını örtmelidir” yargısını deneklerin %19’u “Kesin doğru”, %43’ü “Doğru”, %28’i “Yanlış”, %10’u “Kesin yanlış” diye niteledi. - “Zina yapan evli bir kadının taşlanması (recmedilmesi / Şariya uygulaması) doğrudur” yargısını da deneklerin, %6’sı “Kesin doğru”, %16’sı “Doğru”, %44’ü “yanlış”, %34’ü ise “Kesin yanlış” bulduğunu belirtti. 29.5.09
Agos Gazetesi'ni ve Ermenileri tehdit eden M. Karay'a Üç Yıl Hapis KeHaber 28 Mayıs 2009 | BİA Haber Merkezi'nin aktardığı habere göre Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 25 Ocak 2007 tarihinde gönderdiği elektronik posta mesajında, Agos gazetesi çalışanlarını ve Ermenileri tehdit ettiği gerekçesiyle Muhammet Karay'ı 3 yıl 3 ay üç gün hapis cezasına mahkum etti. Karay, Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından gazeteye gönderdiği elektronik postada çalışanları ölümle tehdit etmişti. Bunun üzerine gazetenin avukatları, gazetenin eski imtiyaz sahibi Serkis Seropyan'ın şikayetiyle Şişli Başsavcılığı'na başvurmuşlardı. Son dönemde haftalık gazetenin çalışanlarına yönelik tehdit ve ırkçılık içeren mesajlar nedeniyle beş kadar dava açılmıştı. Karay'dan önce de Şişli Mahkemeleri Zafer Filiz ve Rıdvan Doğan'ı da cezalandırmıştı.20 Mart 2008'de Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi, Hrant Dink cinayetinden 12 gün sonra gazeteyi tehdit eden Zafer Filiz'i üç yıl hapisle cezalandırmış,cezayı da ertelememişti.Aynı mahkeme, Ekim 2007'de de, cinayet sonrası gazeteye tehdit mesajı gönderen 19 yaşındaki Rıdvan Doğan'ı iki yıl hapisle cezalandırmıştı. Mahkeme, hapis cezasını sanığın daha önce başka suçtan yargılanmadığı, pişman olduğu ve başka suç işlemeyeceğine dair kanaat oluştuğu için ertelenmişti. Doğan'ın, iki yıl boyunca denetime tabi tutulmasına hükmedilmişti. Tam metni okmak için tıklayın: BİA Haber Merkezi İnformationWeek: "Türkiye El Kaide terör örgütünün önemli bir limanı" KeHaber 28 Mayıs 2009 | Cihan Haber Ajansının aktardığı ABD'de yayımlanan haftalık InformationWeek dergisinin özel haberine göre, Amerikan Savunma Bakanlığı, 'mosted' nickini kullanan Türk sanal korsan ya da korsanların, ABD ordusuna ait yüksek güvenlikli en az iki 'hassas' web server'ına sızmayı başardığını tespit etti. yüksek güvenlik duvarlarını aşan bu korsanların, Amerikan ordusuna ait 'çok önemli ve hassas' bilgileri elde etmiş olabilecekleri kaydedildi. Orduya ait iki önemli merkeze gerçekleştirilen saldırılar hakkındaki kriminal araştırma, Savunma Bakanlığı, ABD Ordusu Askeri Savcı Genel Ofisi ve Bilgisayar Acil Müdehale Takımı tarafından sürdürülüyor. Bu üç kurumun üyeleri Microsoft, Yahoo ve Google'daki arama kayıtlarını inceleyerek ve e-posta takibi yaparak sanal korsanların gerçek kimliklerini elde etme yolunda. ABD, güvenlik açığına neden olan saldırıları genellikle yurt dışından çekiyor. InformationWeek'in haberinde, "Türkiye'nin El Kaide terör örgütünün önemli bir limanı olduğu" belirtiliyor. İngilizce haber metninden alıntılar: "[...] The hacks are troubling in that they appear to have rendered useless supposedly sophisticated Defense Department tools and procedures designed to prevent such breaches. The department and its branches spend millions of dollars each year on pricey security and antivirus software and employ legions of experts to deploy and manage the tools. Equally troubling is the fact that the hacks appear to have originated outside the United States. Turkey is known to harbor significant elements of the al-Qaida network. It was not clear if "m0sted" has links to the terrorist group.[...]" Tam metni okumak için tıklayın: InformationWeek
28.5.09
İnternet Haber şaştı bu işe: "Türkler'de Yahudi kanı varmış!" ![]() Internet Haber 27 Mayıs 2009 | İsviçre merkezli Genea şirketinin yaptığı araştırmaya göre, Avrupa’da yaşayan halklar arasında genetik anlamda “en karışık ve en az safkan” olan topluluk Türkiye halkı..Türkiye’de “safkan Türk” tartışması yaratacak araştırma için Avrupa’nın dört bir yanından DNA örnekleri toplayan ve bunlar üzerinde analizler yapan bilim adamları Türkiye’de yaşayan Türkler’in sekiz farklı etnik gruba ait genleri taşıdığını belirledi. Çalışmada Avrupa’da “safkan” olmaya en yakın halkın ise Ruslar olduğu ortaya çıktı. Aryan ırk için İkinci Dünya Savaşı’nı çıkaran Almanların genetik yapısında ise sadece yüzde 25 Cermen genleri bulunduğu ve hatta genlerinin yüzde 10’luk bir kısmının da Yahudi ırkından geldiği belirlendi.Genea yetkililerinin araştırmanın “en büyük sürprizi” olarak açıkladığı Türkiye sonuçlarına göre Türkiye’de yaşayan insanların genetik yapısı incelendiğinde sekiz farklı etnik gruba ait izler bulunuyor. Avrupa ve Türkiye’nin çevresindeki bölgede bu kadar karmaşık bir genetiğe sahip olan başka bir millet daha yok. Türklerin taşıdığı genler ise şöyle: 1) Türk 2) Berberi (Cezayir-Fas-Tunus-Libya'nın bir kısmı) 3) Hellenik 4) Cermen (Alman) 5) Slav (Yugoslav, Hırvat, Makedon, Rus, Ukrayna, Çek vb. 6) Arap 7) Yahudi 8) İlirya (Arnavut)
New survey shows 72% dropped Turkey from destination list following recent tensions between Jerusalem, Ankara
YNetnews.com 25.05.2009 [ A new survey conducted last week found that 72% of Israel's employee committees' have decided to continue boycotting Turkey's vacation spots, following the tensions in diplomatic relations between Jerusalem and Ankara, noted in early 2009. The poll was conducted by the Veadim Group, which centralizes information regarding the employee committees' financial activities. The survey was held ahead of Israel's annual tourism fair, scheduled to take place in July. Employee committees' are a significant part of the tourism industry, marketing special vacation deals, both in Israel and abroad, to their members. Among the organizations which will not include Turkey in their travel packages are industry staples the likes of the First International Bank of Israel, El-Al, Egged, the Agricultural Research Organization, ECI, Elektra, Israel Refineries LTD., The Industry, Trade and Labor Ministry, the Israeli Technological Institute, Haifa Port and the Israel Aerospace Industries (IAI), to name a few. Last week saw some 40 tourism executives from Turkey arrive in Israel for a series of meetings with their Israeli counterparts. The meetings were arranged by the Turkish Transportation Ministry and the Turkish Embassy in Israel.Turkish Ambassador to Israel Namik Tan also took part in the meeting. Ankara's representatives hoped aloud that Israeli tourists will once more flock to Turkish hotspots. More > Referans gazetesi 19.01.2009Başbakan Erdoğan'nın "One Minute" krizini aşmak için Kültür ve Turizm Bakanlığı "Türkiye'den İsraillilere Davet" kampanyası başlattı KeHaber 23 Mayıs 2009 | Türk Turizm Bakanlığı ile TÜROFED'in birlikte gerçekleştirdikleri Workshop, Türkiye'deki 35 otel zincirine mensup 50 kadar temsilci ile İsrailli tur operatörleri ve seyehat acentalarının katılımlarıyla Tel Aviv David Intercontinental Hotel'de gerçekleştirildi. İki ülke arasında Davos'ta Başbakan Erdoğan'nın "One Minute / Siz Öldürmeyi İyi Bilirsiniz!" krizinden bu yana süregelengerginliği gidermek amacıyla Tanıtma Genel Müdürlüğü ve Türk turizmcilerin İsrailli meslektaşlarıyla buluşma girişimi turizm alanında % 60'lara varan düşüşü engellemeyi amaçlıyor.
|